Uzm. Psk. Aygün Tuce Ataş
29 Temmuz 2026

Antalya Erteleme Davranışı (Procrastination) Danışmanlığı: Neden Sürekli Son Ana Bırakıyoruz?

Antalya Erteleme Davranışı (Procrastination) Danışmanlığı: Neden Sürekli Son Ana Bırakıyoruz?

Masaya oturup o önemli raporu yazmanız, tezinizi hazırlamanız veya bir başvuruyu tamamlamanız gerekiyor. Ancak kendinizi birdenbire evi temizlerken, sosyal medyada saatlerce kaydırırken veya "Daha vaktim var, yarın taze bir zihinle başlarım" diyerek kendinizi kandırırken mi buluyorsunuz? İşin son teslim tarihi yaklaştıkça içinizdeki kaygı devasa bir boyuta ulaşır, son gece uykusuz kalınarak o iş zar zor yetiştirilir ve kendinize şu söz verilir: "Bir daha asla işlerimi son ana bırakmayacağım!" Ancak döngü her seferinde yeniden başlar.

Psikolojide Erteleme Davranışı (Procrastination) olarak adlandırılan bu durum, toplumda sanıldığının aksine bir "tembellik", "sorumsuzluk" veya "zamanı yönetememe" problemi değildir. Erteleme; o işle yüzleştiğinizde hissettiğiniz kaygı, yetersizlik, başarısızlık korkusu ve stresi yaşamamak için zihninizin başvurduğu bir duygudan kaçınma stratejisidir.

Zihnimiz, bizi stresten ve acıdan korumak üzere programlanmıştır. Bir işe başlamak sizde "Ya yeterince iyi yapamazsam?", "Ya eleştirilirsem?", "Ya sandığım kadar zeki değilsem?" gibi korkuları tetikliyorsa, beyniniz o işi bir "tehdit" olarak algılar. Beynimizin limbik sistemi (duygu ve haz merkezi), anlık rahatlamayı her zaman uzun vadeli başarıya tercih eder. Siz o işi erteleyip telefona baktığınızda beyniniz kısa süreli bir rahatlama yaşar; ancak bu anlık kaçış, uzun vadede devasa bir suçluluk ve kaygı dağına dönüşür.

Erteleyen insanların birçoğu dışarıdan umursamaz görünse de, derinlerde katı birer mükemmeliyetçidirler. Şema terapi perspektifinden baktığımızda bu durum Yüksek Standartlar ve Başarısızlık Şemaları ile doğrudan ilişkilidir:

  • Ya Hep Ya Hiç Yanılgısı: "Eğer bu işi kusursuz yapamayacaksam, hiç başlamayayım" veya "Şu an yeterince motive değilim, ilham gelmesini beklemeliyim" düşüncesidir. Oysa ilham çalışmaya başlamadan önce değil, çalışırken gelir.

  • Başarısızlık Korkusunun Kamuflajı: Eğer bir işi son geceye bırakır ve kötü bir sonuç alırsanız, zihniniz bunu "Çünkü sadece 3 saatim vardı, eğer çalışsaydım çok iyi yapardım" diyerek rasyonalize eder. Erteleme, aslında potansiyelinizin gerçek sınırlarıyla yüzleşmemek için kullandığınız gizli bir kalkandır.

  • Büyük Resmin Altında Ezilmek: Yapılacak işi zihinde o kadar büyük, karmaşık ve içinden çıkılmaz bir dağ gibi kurgularsınız ki, o dağa tırmanmaya başlamak imkansız görünür.

  • 5 Dakika Kuralını Uygulayın: Beynin en büyük direnci bir işe "başlama" anındadır. Kendinize "Sadece 5 dakika boyunca bu taslağı yazacağım, sonra bırakacağım" deyin. Zihin bu kadar küçük bir görevi tehdit olarak algılamaz. Başladıktan sonra ivme kazanıp devam etme olasılığınız %80'dir.

  • Görevi Mikro Parçalara Bölün: Zihninize "Tezi yaz" komutu vermek devasa bir baskı yaratır. Bunun yerine "Bugün sadece başlıkları belirle ve ilk paragrafı yaz" gibi spesifik ve lokma büyüklüğünde hedefler koyun.

  • Kendinizi Suçlamayı Bırakın (Öz-Şefkat): Ertelendikten sonra yaşanan o yoğun "Ben ne biçim insanım" suçluluğu, enerjinizi tamamen tüketerek sizi bir sonraki görevi de ertelemeye iter. Kendinize acımasız davranmak yerine, "Bu iş gözümü korkuttu ve kaçmak istedim, bu çok insani. Şimdi küçük bir adımla yeniden başlayabilirim" deyin.

Erteleme döngüsünün içinde kendi potansiyelinizi ziyan etmek, sürekli son dakika stresiyle yaşamak ve suçluluk duygusuyla yıpranmak zorunda değilsiniz. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Şema Terapi ile, ertelemenin altındaki başarısızlık korkularınızı fark etmek, mükemmeliyetçilik tuzağından kurtulmak ve işlevsel bir öz-disiplin inşa etmek mümkündür.

Hayatınızı ertelemeyi bırakıp potansiyelinizi eyleme dönüştürmek için Antalya Muratpaşa'daki kliniğimizde yüz yüze veya Türkiye'nin her yerinden online yürüttüğümüz psikolojik danışmanlık süreçlerimiz hakkında detaylı bilgi alabilir, randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.