Aygün Tuçe Ataş Randevu

Obsesif Kompulsif Bozukluk


Uzman Klinik Psikolog
Aygün Tuçe Ataş


Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) bir çeşit kaygı bozukluğudur. Obsesif Kompulsif Bozukluğa sahip kişiler “obsesyon” ve “kompulsiyon” ların her ikisine bir den sahiptir.


Obsesyonlar rahatsız edici düşünceler, zihinsel imgeler (görüntüler ) ve ya dürtülerdir. Ritüeller olarak da adlandırılan kompulsiyonlar ise genellikle obsesyonun yarattığı kaygı , sıkıntıyı azaltmak ve ya kötü bir şeyin olmasını engellemek amacıyla yapılan kişinin kendini yapmaktan alıkoyamadığı davranışlar ve ya zihinsel eylemlerdir.


Obsesyonlar çok çeşitli olabilir birkaç örnek vermek gerekirse “ elim çok kirli” “ dışarıda yemek yedim kötü bir hastalığa yakalanacağım” “ çocuğuma zarar vereceğim” gibi.


Kompulsiyonlara örnek olarak “elini defalarca yıkamak” , “ kapıyı 7 kez açıp kapatmak” “mutfaktaki her şeyi simetrik olarak düzenlemek” örnek verilebilir.


Sıklıkla Görülen Obsesyonlar Hangileridir?


  • Kirli, zehirli olduğu düşünülen şeylere dokunma korkuları,
  • Birini yaralama, zarar verme, öldürme korkuları,
  • Bir şeyleri yapmayı unutma korkuları
  • Kontrol edilemeyen cinsel düşünceler
  • Dine, ahlaka uymayan davranışta bulunma korkuları
  • Kendisinin ve ya yakınlarının başına kötü bir şey geleceği korkusu

Sıklıkla Görülen Kompulsiyonlar Nelerdir?


  • Kontrol Etme; kapının kapanıp kapanmadığını kontrol etme,
  • Temizlik; elleri aşırı derecede yıkama
  • Biriktirme; eski eşyaları atmama biriktirme
  • Sayma; kaç basamak çıktığını sayma gibi
  • Nesneleri bir düzen içinde yerleştirme; salondaki eşyaların simetrik olmasını sağlama gibi
  • Zihinsel (örtük) kompulsiyonlar; korktuğu şeyle ilgili tekrarlayan şekilde içinden dua etme gibi
  • OKB’yi yaşayan çoğu kişi korkularının gerçek dışı olduğunun farkındadır. Yaptığı ritüellerin, kompulsiyonların da saçma olduğunun bilincindedir. Fakat kendini bunları yapmaktan alıkoyamaz.

OKB’nin Görülme Sıklığı Nedir?


OKB’ye sahip çoğu insan bu sıkıntılara sadece kendisinin sahip olduğunu düşünse de oldukça yaygın bir durumdur. Toplumda görülme sıklığı %2-3 civarındadır.


Obsesif Kompulsif Bozukluk çocukluk, ergenlik ve ya yetişkinlik çağında başlayabilir. Bozukluk ortaya çıktıktan ne kadar kısa süre sonra müdahale edilirse o kadar hızlı sonuç alınacaktır. OKB oldukça ciddi sıkıntılara yol açan bir sorundur. OKB’li kişiler bazen günde birkaç saatini ve ya daha fazlasını obsesyonlara ve kompulsiyonlara ayırırlar. Bu bozukluğa sahip kişiler genellikle kendilerine kaygı veren durum, yer ve kişilerden kaçınırlar bu da yaşamlarının kısıtlanmasına yol açar. Aile, iş, sosyal yaşamları olumsuz yönde etkilenir.


OKB terapisi mümkün olan bir bozukluktur, kişiler, yaşamını kısıtlayan ve işlevselliğini bozan bu bozuklukla yaşamak zorunda değildir.


Obsesif Kompulsif Bozukluğun Nedenleri Nelerdir?


Kesin olarak nedeni bilinmemekle birlikte genetik yapının rol oynadığı söylenebilir. Aynı ailede OKB ve ya diğer kaygı bozuklukları olan kişilerde bu bozukluğa daha sık rastlanmaktadır. Genetik olarak ailede görülmesi her aile bireyinde bozukluğun mutlaka görüleceği anlamına gelmez. Ailenin yetiştirme tarzı, öğrenme süreçleri, çeşitli yaşam zorlukları da OKB’nin gelişimine sebep olabilir.


Obsesif Kompulsif Bozuklukta Kognitif Davranış Terapisi


Kognitif Davranış Terapisi OKB’nin tedavisinde kanıta dayalı olarak kullanılan bir terapi türüdür. Yani etkinliği bir çok araştırmayla kanıtlanmış bir yöntemdir. Kognitif Davranış Terapisi (KDT) düşünce biçimlerimizin duygu ve davranışlarımıza olan etkisini inceleyerek, onlarca tekniği kullanarak yaşanılan sorunların çözümüne yardımcı olur.


OKB’li kişiler için hiçbir kompulsiyon yapmadan obsesyona maruz kalmak oldukça korkutucu görünmektedir. Çoğu zaman “kompulsiyonlarımı yapmazsam çok kötü sonuçları olur, çıldırabilirim” gibi düşünceler kişinin aklından geçer. KDT’de kaygıyla baş etmek için düşünce biçimlerimizle ilgili çalışılır. Kişi kaygı duyduğu korktuğu uyaranlardan kaçmak yerine KDT’nin yöntemleriyle onlarla yüzleşerek başa çıkmasını öğrenir.


Yapılan araştırmalar KDT’yi tamamlayan kişilerin %80’ninde düzelme olduğunu göstermektedir. Bu çalışmalar terapi bittikten sonra dahi iyilik halinin devam ettiğini göstermektedir. Terapi bittikten sonra da zaman zaman bireyler obsesyonlar yaşayabilir, ritüelleri yapmak isteyebilir ancak KDT sürecinden sonra artık bunlarla nasıl başa çıkabileceklerini biliyorlardır.


Psikoterapi sürecinin ne kadar süreceği kişinin bu sorunu ne kadar süredir yaşadığına, semptomların şiddetine, terapiye uyumuna, terapideki çalışmaları uygulamasına göre değişkenlik göstermektedir. Ancak KDT süre sınırlı bir terapidir ve bir çok tedavi yöntemine göre daha kısa sürede yanıt alınmaktadır.